SİT Alanları İçin Alarm

SİT Alanları İçin Alarm

Bazı SİT alanları listeden çıkarılacak...

Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürü Ahmet Özyanık, doğal sit alanlarının envanterini çıkartacaklarını belirterek, ''Bu alanların hangilerinin daha öncelikli olarak korunacağına karar vereceğiz, ama korunması gerekmeyen alanların çıkmasına da şaşırmamak gerekiyor" dedi.

Özyanık, korunan alanların, doğa korumanın en önemli araçlardan olduğunu belirterek, kağıt üstünde koruma bölgesi ilan ederek koruma yapılamayacağına dikkati çekti. Koruma alanlarına ilişkin envanterinin çıkarılması, risk unsurlarının analiz edilmesi ve bölgedeki insan faaliyetlerinin yönetilmesi gerektiğini anlatan Özyanık, korunan alanlarda etkin yönetim yapılmasının zorunlu olduğunu söyledi.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığının teşkilat ve görevlerine ilişkin yayımlanan Kanun Hükmünde Kararname ile korunan alanların tespit ve ilanı sürecinde tek yetkili olarak Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünün görevlendirildiğini hatırlatan Özyanık, daha önce bir alan için farklı birimler tarafından birden çok koruma statüsü kararı verilebildiği söyledi.

Özyanık, Türkiye'de özel çevre koruma bölgeleri, doğal sit alanları, milli parklar, tabiat parkları, yaban hayatı koruma sahaları, sulak alanlar, tabiatı koruma alanları, tabiat varlıkları ve tabiat anıtları gibi resmi koruma statüsü taşıyan alanlar bulunduğuna dikkati çekerek, ''Artık bütün koruma alanlarının yönetimini tekleştireceğiz. Aynı kurallar geçerli olacak, ama yönetim tek elden yapılacak'' dedi.

Yeni yapılanma kapsamında doğal sit alanlarının Kültür ve Turizm Bakanlığından, Çevre ve Şehircilik Bakanlığına aktarıldığını belirten Özyanık, bugüne kadar ilan edilmiş bin 234 doğal sit alanının statüsünün aynen devam ettiğini ifade etti.

Doğal sit alanlarının Kültür ve Turizm Bakanlığından, Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğüne devri için 6 aylık süre olduğuna işaret eden Özyanık, şöyle konuştu: ''Bu süre içinde vatandaşın sıkıntıya düşmemesi için başvuruları cevaplandırmaya devam edeceğiz. Kültür ve Turizm Bakanlığı bu süre içinde dosyalarını tanzim edecek. Bu alanlar için alınmış mahkeme kararlarının yanı sıra devam eden hukuki süreçler de var. Bu sürede biz de doğal sit alanlarıyla ilgili bir envanter oluşturacağız. Böylece doğal sit alanlarının biyolojik çeşitliliğini ortaya çıkaracağız, peyzaj bütünlüğünü görmeye çalışacağız, o bölgedeki doğal değerlerle ilgili risk unsurlarını belirleyeceğiz.''

KARARI BİYOLOGLAR VERECEK

Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulları'nın arkeolog, sanat tarihçisi, mimar ve şehir plancılarından oluştuğuna işaret eden Özyanık, ''Bu meslek grupları, Anıtlar Kurulundan gelen meslek gruplarıydı. Ancak, yapılanmaya doğal sitlerin ilave edilmesine rağmen meslek grupları çeşitlendirilmedi. Yeni düzenlemeyle Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurullarında doğal değerler ve biyolojik çeşitlilik konusunda bilgi sahibi olan biyolog, orman mühendisi, su ürünleri mühendisi, çevre mühendisi, ziraat mühendisi ve peyzaj mimarı istihdam edeceğiz. Bu insanların da kendi konularında ihtisas sahibi olmalarına dikkat edeceğiz. Artık herhangi bir doğal değer konusunda kararı arkeologlar değil biyologlar verecekler'' diye konuştu.

Özyanık, dünyada korunan alanların toplam karasal alanın yüzde en az yüzde 5'i olmasının amaçlandığına dikkati çekerek, Avrupa'da ise korunan alanın karasal alanın yüzde 10'unun üzerinde olması gerektiğini söyledi. Türkiye'de ise korunan alanların toplam karasal alana oranının yüzde 3-4 olduğunun tahmin edildiğini belirterek, şöyle devam etti: ''Türkiye'nin korunan alan büyüklükleri açısından dünya standardına ulaşması lazım. Ancak doğal sit alanlarının toplam büyüklüğünün ne kadar olduğuna dair net bir bilgimiz yok. Doğal sit alanlarının envanterini çıkartarak, özelliklerini göreceğiz. Bu alanların hangilerinin daha öncelikli olarak korunacağına karar vereceğiz, ama korunması gerekmeyen alanların çıkmasına da şaşırmamaz gerekiyor. Çünkü daha önce doğal sit alanlarını belirleyen arkadaşlar bu işin uzmanları değillerdi. El yordamıyla, iyi niyetle belirlemişler ve bu alanlar bu şekilde ortaya çıkmış, korunmuş.

Vatandaşlar, daha önce aynı koruma alanı için birden fazla yerden görüş ya da izin alıyordu. Özellikle doğal sit alanlarındaki kırsal yerleşimlerde fiziki müdahale yasağı nedeniyle insanlar kapalı yollarını açamıyorlardı, ölülerini gömemiyorlardı. Doğal sit alanlarıyla ilgili tüm bu problemler ortaya çıkacak ve biz bu problemleri vatandaşın lehine olduğu kadar doğal korumaya zarar vermeyecek şekilde çözeceğiz. Bir taraftan vatandaşın, yöre halkının beklentilerini dikkate alacağız ama bir yandan doğal dengenin bozulmamasını sağlayacağız.''

Genel Müdür Özyanık, doğal sit alanlarının Çevre ve Şehircilik Bakanlığına aktarılmasının ardından kamuoyunda doğal sit alanı ve özel çevre koruma bölgesi statülerinin kaldırılacağına yönelik iddialar ortaya atıldığını belirterek, şunları kaydetti: ''Son dönemde internet sitelerinde 'doğal sit alanları alınır, satılır' diye ilanlar görüyoruz. İnsan kullanımına kapalı ya da kısıtlı alanların alamı ve satımıyla ilgili bir sektörün oluşması bizim açımızdan çok büyük bir risk. Kamuoyundaki yanlış bilgilerin bunu tetikleyeceğinden endişeliyiz. Art niyetli insanlar 'doğal sit alanı, özel çevre koruma bölgesi kalkacakmış' diyerek kullanımı kısıtlanan veya kullanımı yasaklanan arazileri çok yüksek bedellerle vatandaşlara satabilirler. Vatandaşlarımızın bu konuda çok duyarlı olması lazım. Gerek doğal sitler gerekse de özel çevre koruma bölgeleri için alınan karar ve planlar aynen geçerlidir. Doğal sit alanlarında izinsiz müdahale yasaktır ve bu korunma için çok önemli bir zırhtır. Bunu aynen muhafaza ediyoruz.''


HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.