Ahmed ÇITLAKOĞLU

Ahmed ÇITLAKOĞLU

BERAT Gecesinde DUÂ SEFERBERLİĞİ !

 Yarın gece (07 Nisan Salı akşamı / 15 Şaban Çarşamba gecesi) BERAT gecesi!...
 
BERAT gecesi; Şaban ayının 15’inci gecesi, 11 ayın sultanı Ramazan ayına 15 gün kaldığının müjdecisi, af ve mağfiret, duâ ve niyaz gecesi!
 
Duâ olmazsa olmaz.. Olursa da tam olmaz, eksiz olur!..
 
Belâ ve musibetlerin Allah Teâlâ’nın bir takdiri, bir imtihan vesile olduğuna inanan Müslümanlar, beşer planında alınması gereken tedbirlerini alır (devesini bağlar!), sonra tefekkür eder, Rabbine iltica eder, O’ndan yardım ister…
 
Koronavirüs belâsının def’i için DUÂ SEFERBERLİĞİ başlatılmalı!..
 
Koronavirüsle mücadelede beşer planında alınması gereken tedbirlerin azamisi alınıyor ve gayet güzel de uygulanıyor…
 
Lakin bu tedbirler, Müslümanlar açısından yalnız başına yetmez, eksik kalır!..
 
Bu itibarla, yarın akşam (07 Nisan Salı) BERAT Gecesi, virüs belâsının def’i için bir fırsattır.
 
Topyekûn ülke genelinde DUÂ SEFERBERLİĞİ başlatılmalıdır.
 
 
 
Belâ ve musibetlerin def’inde duânın ve Berat gecesinin ehemmiyetini gayet iyi bilen Cumhurbaşkanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında;
 
- Diyanet İşleri Başkanlığının öncülüğünde;
 
Ülke genelinde emekli ve halen çalışmakta olan resmî ve gayriresmî, İslâmî sahada kalem ve kelam erbabı âlimlerin iştirakiyle;
 
- TV’de canlı yayınla bütün Müslümanlar evlerinde kıyama ve duâya davet edilebilir... Edilmelidir!
 
Özellikle Yûnus (aleyhisselâm)’ın kıssası hatırlanmalı ve hatırlatılmalı!..
 
- Hani Hz. Yûnus (aleyhisselâm), çok zâlim olan, putlara ve heykellere tapan kavmini (Ninova ahâlîsi)
 
40 günlük süre içinde tövbe ve imâna davet etmişti;
 
- 40 günlük süre dolarken 37. Günde; “O hâlde üç güne kadar başınıza gelecek olan azâbı bekleyin! Bunun alâmeti olarak da önce benizlerinizin sarardığını göreceksiniz!” diye ikaz etmişti;
 
- Derken Yûnus (aleyhisselâm)’ın haber verdiği gün gelip çatmış; Azâbın habercisi olarak da bütün Ninovalıların benizleri sararmış ve renkleri uçuklaşmıştı… Son derece pişmân olarak azâb-ı ilâhî iyice yaklaştığını anladıklarında, ne yapacaklarını bilemez bir hâlde büyük bir tövbe iştiyâkı içerisinde sâlih bir zâta koşmuşlar, o da:
 
“Henüz azâbın gelmesine iki gün var. Şimdi şu yüksek tepeye (tövbe tepesine) çıkın! Birbirinizle helâlleşerek gasbettiğiniz hakları sâhiplerine iâde edin! Ardından Yûnus’un Rabbi için kurbanlar kesin ve bundan büyük-küçük, zengin-fakir herkes yesin!.. Sonra başlarınızı açarak:
 
“Ey Yûnus’un Rabbi! Biz tövbe ettik. Sana inandık. Yûnus’un peygamberliğini de kabûl ettik. Yûnus’u bulduğumuz an, O’ndan Sen’in emir ve yasaklarını öğrenip tatbîk edeceğiz!” diye yalvarın, demişti;
 
 
 
- Yûnus (aleyhisselâm) kavmi gözyaşları içerisinde bütün bu söylenenleri yerine getirdiklerinde; Allâh Teâlâ da “Rahmân” ism-i şerîfi ile onların tövbelerini kabûl etmiş ve azâb-ı ilâhî üzerlerinden kaldırılmıştı!..
 
Îmansızlıkları sebebiyle helâke dûçâr olup da tövbe ederek kurtulan tek kavim, Yûnus (aleyhisselâm)’ın kavmidir.
 
“Hiçbir şehir ahâlîsi yoktur ki, (yeis hâlinde) îmân etmiş olsun da, bu îmânı ona fayda versin! Ancak Yûnus kavmi müstesnâdır ki, bunlar îmân edince, kendilerinden dünyâ hayâtındaki rüsvâlık (perişanlık) azâbını uzaklaştırıp giderdik ve onları ecelleri gelinceye kadar (yaşatıp) faydalandırdık!” (Yûnus, 98)
 
Vesselam…
 
06 Nisan 2020 P.tesi / 13 Şaban 1441
Önceki ve Sonraki Yazılar