Çay TV'de 'Şapka İsyanı' Tartışıldı, Gerçekler Ortaya Koyuldu

1925 yılında Rize'de yaşanan "şapka olayları" hakkında arşivde yer alan belgeleri referans gösteren Araştırmacı-Yazar Recep Koyuncu, "Bunlara baktığımız zaman olay hiç de bizim bildiğimiz, halkın anlattığı şekilde olmadığını görüyoruz" dedi.

Çay TV ekranlarında Orhan Yazıcılar'ın sunfuğu "Gündem" programının bu haftaki konukları Araştırmacı-Yazar Recep Koyuncu, Araştırmacı-Yazar Recep Usta ve Avukat Ateş Hatinoğlu oldu. Programda, 1925 yılında Rize'nin Güneysu ilçesinde çıkan ve o günden bugüne üzerinde tartışmaların devam ettiği  "şapka isyanı" konuşuldu.

120160137-10158462245484333-934875797950555969-o.jpg


Meclis Kütüphanesi’nin kayıtlarında Rize'de kurulan İstiklal Mahkemeleri'ne ait 226 sayfalık belgenin yer aldığını ifade eden Recep Koyuncu, bu belgelerden 131 sayfanın mahkeme kaydı olduğunu ve Rize’de bu konu hakkında söylenenlerin çoğunun yanlış bilgiler olduğunu ifade etti. 


"'Potomya'da Sakal-ı Şerif Ziyareti Var' Diyerek Çağırdılar"
Şapka kanununun, mecliste 25 Kasım 1925'te kabul edildiğini aktaran Koyuncu, Güneysu'da yaşanan olayların da 25 Kasım sabahına denk geldiğini ifade ederek "Buradaki olayların başlamasının bir geri planı var. Hep Güneysu konuşuluyor ama buradaki katılım en fazla Çayeli/ Büyükköy'den. Toplam katılım 153 kişi. Bunların 29'u Büyükköy'den katılmış. Büyükköy'ün orada ne işi var? Nereden haber aldı o insanlar? Büyükköy'deki insanları 'Potomya'da (Güneysu) sakal-ı şerif ziyareti var' diyerek çağırıyorlar. Ama planlar yapılmış" ifadelerini kullandı.

"Tehdit Edildiler"
Mahkeme tutanaklarındaki ifadelere göre Güneysu bölgesinden olaylara katılan insanların "Silahı olan herkes yarın buraya gelecek. Silahı olupta gelmeyenler ertesi gün öldürülecek" tehditiyle geldiğini ifade eden Koyuncu, "Fakat bu insanlar ertesi gün geldiğinde karakolun basıldığını, askerlerin esir alındığını gördüklerinde asi olanlara karşı gelmiştir. Bunu Rizeli olarak ısrarla söylememiz lazım. Çünkü, şehrimizi Cumhuriyet düşmanı olarak tanıtıyorlar. Ben bunu kabul etmiyorum. İsyan edenlere en büyük tepkiyi veren kişiler, halktır" şeklinde konuştu.


"Anlatıldığı Şekilde Değil"
25 Kasım günü isyancıların Güneysu'da bulunan ve içerisinde 7 tane askerin olduğu karakolu bastıklarını ve askerleri esir aldıklarını ifade eden Koyuncu, "Bunları bugün söylediğimizde bir tepki ile karşılaşıyoruz. Biz din düşmanı değiliz ama devlet düşmanı da değiliz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti 95 yıl üzerine bir belgeyi çıkardı. Tam 226 sayfa. İnsanların vermiş olduğu ifadeler var burada. Bizzat insanların kendilerinin verdiği ifadeler, kimsenin dedesinin, ninesinin anlatmış olduğu şeyler değil. Bunlara baktığımız zaman olay hiç de bizim bildiğimiz, halkın anlattığı şekilde olmadığını görüyoruz" dedi.


Şapkaya Batılı Kıyafeti Diyenlerin Ellerinde Batılı Silahlar Vardı
Bazı hocaların şapka için haram olduğunu hakkında fetva yayınladığını dile getiren Araştırmacı- Yazar Recep Koyuncu “Bazı hocalarla ise şapkanın dini boyutu tartışılmıştır. Kimileri gayrimüslim, batılı kıyafetidir demiştir, bazıları haramdır diye fetva yayınlamıştır. Ki bunu söyleyen bazı insanların elinde Fransız, Alman, Rus silahları bulunmaktaydı. Dönem valisi 3 gün süre vermiş ve isyanın bitirilmesini emretmiştir. Fakat biri bir gün ikincisi iki gün olan süre isyancılar tarafından reddedilmiş ve karakol boşaltılmamıştır” şeklinde konuştu.

 

"Sakal-ı Şerif Ziyareti Var Diye Geldim. Baktım Karakol Basılmış. Cemaatimle Beraber Döndüm" 
25 Kasım'da başlayan olayların yaklaşık 10 gün sürdüğünü söyleyen Koyuncu, "Ankara İstiklal Mahkemesi, Rize'ye 10 Aralık gecesi gelmiştir. 11 Aralık'da yargılamalar başlamıştır. Yargılamalar 6 celse halinde 4 gün sürdü. Şimdi bazıları '4 günde kimlik tespiti yapılamazdı' diyor. Nasıl yapılamaz? Bunun bir ön hazırlığı var. 4-5 Aralık'ta bu olay sonuçlanmış ve bu kişiler yakalanmış. Bunların mahkemeye kadar ön ifadeleri alınmış. Ön ifadeleri alınan kişilerin hepsi mahkemeye çıkarılmamış. Bunu nereden anlıyoruz. İfadelerde 13 tane imam var. Ama mahkemede 10 tane imam var. Ne oldu bu 3 imam? Mesela Çayeli'nde Perkam camisinin imamı "Sakal-ı şerif ziyareti var diye geldim. Baktım karakol basılmış. Cemaatimle beraber döndüm gittim" diyor. Bu adama ne yapacaksın? Mahkeme bunu serbest bırakmış" diye konuştu.

image001.jpg

İsyan sonrası Rize'de kurulan İstiklal Mahkemesi

Yargılamalar ve İdamlar 
En genci 15, en yaşlısı ise 80 yaşında olan toplam 142 kişinin yargılandığı mahkemede şahıslardan 8'ine idam cezası, 19'una 5'er yıl kürek cezası, 22'sine 10'ar yıl kürek cezası, 14'üne 15'er yıl kürek cezası verildiğini ifade eden Koyuncu, 79 kişinin ise beraat ettiğini aktardı. Koyuncu, kürek cezasına çarptırılan şahısların 14 ayrı cezaevine gönderildiğini, 1929 yılında ise çıkarılan genel af ile hepsinin serbest bırakıldığını belirtti. 


İdam cezasına çarptırılan 8 kişiden yalnızca 1 tanesinin imam olduğunu ve o kişinin de hadiselerin ana kahramanlarından bir tanesi olduğunu ifade eden Koyuncu, mahkeme huzuruna çıkarılan toplam 13 imamdan birinin idam edildiğini, birinin 10 yıl hapis cezası aldığını diğerlerinin ise serbest bırakıldığını aktardı. 

asilan-rizeliler-sapka.jpg

İstiklal Mahkemesi kararı sonrası idam edilen 8 kişi
 

İdamların Nedeni: Şapka Bahanesiyle Halkı Kışkırtmak
İdam edilenlerin şapkayı bahane ederek Karakol bastığını dile getiren Koyuncu “İdamın temel nedeni şapka takmamak değildir. Şapkayı bahane edip halkı kışkırtmak ve vatana ihanet etmek üzeredir. Şapka kanunu yüzünden idam oluğu söylentisi gerçek değildir. Sadece devlet memurlarının şapka takması zorunludur halkta herhangi zorunluluk söz konusu değildir” şeklinde konuştu.

1-002.jpg

İstiklal Mahkemesi Kararı (Latin Alfabesi ile)


3 Gün Bekletildikleri Yalan
İdam cezalarının sabaha karşı infaz edildiğini ifade eden Koyuncu, idam edilenlerin dar ağacında 3 gün bekletildiği iddialarının tamamen yalan olduğunu, "ibret olsun" diye öğle saatlerine kadar bekletildiklerini aktardı. Bu konunun belgelerle açıkça kesinliğe kavuştuğunu söyleyen Koyuncu, idam edilenlerin "öldü" raporunun alınmasının hemen ardından dar ağacından indirilerek bulundukları yere (bugünkü TEDAŞ Binasının olduğu yer) defnedildiklerini ifade etti. 

3-kopya-001.jpg

İstiklal Mahkemesi Kararı (Latin Alfabesi ile)

Şapka Kanunu, Sadece Devlet Memurları İçindi
Olaylara 2020'nin gözüyle bakıldığını aktaran Koyuncu, "Ama konuştuğumuz tarih 1925. O dönemde Anadolu'daki insanımızın halini bir düşünün. Savaştan çıkmışız, ne yoklukların içerisinde nelerle mücadele etmekteyiz. O inkılabın yapılma sbebi medeni ülkeler seviyesine gelebilmemizdi. Zaten kanun, (şapka takmayı) vatandaşlara değil devlet memurlarına zorunlu kılıyordu. Şapka kanunu, günümüzde de geçerliliğini koruyor. Bu doğrudur, yanlıştır bunu tartışabiliriz. Ama bunu İslam'la bağdaştırmak ve takan kişiye "kafir" demek yanlıştır" dedi.

2-kopya.jpg

İstiklal Mahkemesi Kararı (Orjinal Metin)


"Atma Hamidiye Atma" Yalanı
Tüm Türkiye’ye konu olan Hamidiye kruvazörünün Rize’yi bombalama olayının gerçek olmadığını ve uydurma bir rivayet olduğunu dile getiren Koyuncu “Rizelilerin Türkiye genelindeki imajı ‘Atma Hamidiye atma vergi de vereceğuk şapka da takacağuk’ şeklindedir ve söz konusu durum duyumdan ve rivayetlerden ibarettir, gerçek değildir. Rize’nin genel durumuna da bakmak gerekmektedir. Bireysel olarak çok farklı suçlar vardır çünkü Cumhuriyetin ilk yıllarında ciddi anlamda bir fakirlik bulunmaktaydı. Ekonomik olarak var olan ciddi sıkıntıdan kaynaklı çeşitli suçlar vardı, fakat bu isyanı Rizeliye mâl edemeyiz. Toplamda 150 kişilik silahlı bir grup bulunmaktaydı ve yine mahkeme zabıtlarına göre sadece köylülerin oluşturduğu bir gruptur” dedi.


"Koca Gemi Bir Şehri Bombalar da Bir Yere mi İsabet Etmez?"
Hamidiye kruvazörünün Rize’yi bombaladığı yalanın Rizelileri derinden üzdüğünü dile getiren Koyuncu “Rizelileri üzen ise Hamidiye gemisinin Rize’yi bombaladığı yalanıdır kırıcı ve üzücüdür. Hamidiye gemisi o dönemki en büyük savaş gemilerinden bir tanesi. Mantıken kocaman gemi bir şehri bombalar da bir eve mi denk getiremez, bir yere mi isabet ettiremez, bir ağaca mı isabet ettiremez. Fakat Hamidiye gemisi kıyıya gelip korkutma amaçlı bir ses bombası atmış olabilir. Çok fazla bilinmeyen, yanlış bilinen şeyler var” ifadelerini kullandı. 


"Hukuk Devletinde Bu Eylemler Cezalandırılır"
Söz konusu olayların tarihi, siyasi ve hukuki boyutları olan bir mesele olduğunu ifade eden Avukat Ateş Hatinoğlu ise, "Bu mesele her kesim tarafından bugüne kadar suistimal edilmiş. Her kesim tarafından yalanlar üzerine oturtulmuş. Bundan en büyük zararı çeken de Rizeliler. Bunların bir yalan olduğunu, tarihi bir iftira olduğunu, bu yöreye atılmış çirkin bir yakıştırma olduğunu, böyle bir olayın yaşanmadığını söylemek ayıp mı? Okuyan, araştıran insanlar elde ettikleri bilgileri kendileri için mi topluyorlar? Bu bilgileri toplumla paylaşıp insanları aydınlatmak bu insanların sorumluluğu değil mi? Tarihi olay ve şahsiyetler bugünün siyasi tartışmalarında silah haline dönüştürülüyor. Herkes tarihi olayları işine geldiği gibi yorumluyor. Tarihi şahsiyetlere kendi işlerine geldiği gibi bir rol biçiyorlar" dedi.


Yaşanan hadiselerin bie suç olduğunu dile getiren Hatinoğlu, "Hangi çağda hangi devirde olursa olsun bu eylem bir suçtur. Devletin bu eylemi cezalandırma yetkisi var mı? Var. Meşru olarak bir hukuk devletinde bu eylemler cezalandırılır" ifadelerini kullandı.


"Harf İnkılabını Eleştirenler Abdulhamid'i Görmezden Gelirler"
Cumhuriyetinin ilanından sonra Mustafa Kemal Atatürk tarafından gerçekleştirilen devrimlerin çok büyük bir kısmını II. Mahmut döneminde başlayan reform hareketlerinin devamı olduğunu ifade eden Hatinoğlu, "Bugün şapka kanunun eleştirenler, II. Mahmud'un devlet memurlarına fes giyme zorunluluğu getirdiklerini görmezden gelirler. Harf inkılabını eleştirenler, Sultan Abdulhamid'in kendi hatırlarında Arapça'nın Türk lisanına uygun olmadığını yazdığını görmezler. İlk laik kanunlaşma hareketlerinin, ilk modern mahkemelerin, kız okullarının Abdulhamid zamanında kurulduğunu görmezden gelirler" dedi.


Haber: Mükremin Çetinoğlu

Etiketler :

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum