Türüt, İstanbul'dan satın aldığı otomobiliyle Rize'ye yolculuğu sırasında ilginç olaylar yaşadığını belirterek, şunları aktardı; "Kimisi bana 'yola çıkma, bu otomobil Rize'ye gitmez' dedi. Ben de tek başıma karar vermedim. İşim uzmanlarına sordum ve ona göre yola çıktım. Çok rahat şekilde buraya kadar geldim. İstanbul'dan gelirken her gören vatandaş durdurdu. Yolculuğumuzu sohbet ederek hatıra fotoğrafı çektirerek geçirdik. Hatta Trabzon'da iki arkadaş, otobanda seyir halindeyken işaret ederek bizi durdurdu. Selam verdikten sonra bir şey dahi sormadan 'aracını aldık' dediler. 'Satar mısın' diye bile sormadılar. Ben de satmayı düşünmediğim için fiyat dahi konuşmadık."
Otomobilinin iddialı ancak masrafsız olduğunu ifade eden Türüt, "Aracım 1950 model ama yaşına bakıp da aldanmamak gerek. Bu araçla ralliye bile katılabilirsin. Benim bu tür araçlara ilgim var. Bazıları ise yatırım amaçlı alıyor. Yıllar gittikçe bu otomobillerin değeri artar. Meraklısı daima vardır" diye konuştu.
"Hayata otomobilim sayesinde daha güzel bakıyorum"
Türüt, yıllarca büyük şehirde stres altında çalıştığını kaydederek, "Bu da insanın psikolojini zorluyor. İnsan kendisini rahatlatmak için başka uğraşlar bulmalı. Hayata bu otomobil sayesinde daha güzel bakıyorum. Çocukluğumuzdan beri ilgimiz vardı. Her sabah kalktıktan sonra öğlene kadar otomobilimle uğraşıyorum. Temizliğini ve bakımını yapıyorum. Bu da beni rahatlatıyor" ifadesini kullandı.
Kendisi için otomobilinin paha biçilemeyecek kadar değerli olduğunu vurgulayan Türüt, "İlk önce bu otomobilden hevesimi almam lazım. Bugün bu otomobili aynı fiyata alma şansım yok. 210 bin lira gibi bir teklif geldi ama hiç düşünmeden 'hayır' dedim. Bugün 400 bin lira veya üzeri bir teklif gelirse ancak o zaman satabilirim" dedi.