Koçal, çaydan izole edilen kafeinin sert tadını Lactobacillus türü mikroorganizmalarla yapılan işlemle yumuşattıklarını, ardından ürünü fırınlayarak içime uygun hâle getirdiklerini anlattı. Raf ömrü ve ürünün kutu içindeki dayanıklılığı üzerinde iki yıl çalıştıklarını belirtti.
Geliştirdiği ürünün az miktarda kullanılarak hazırlanabildiğini söyleyen Koçal, büyük boy bir latte için 5 gramın, Türk kahvesi biçimindeki sunum için ise 1 gramın yeterli olduğunu ifade etti.
Projenin çıkış noktasının kahve çekirdeği ithalatı olduğunu belirten Koçal, Türkiye’nin bu alanda yılda yaklaşık 900 milyon dolar harcadığını öne sürdü. Çaydan üretilen bir alternatifin hem ithalatı azaltabileceğini hem de Rize çayına katma değer sağlayabileceğini söyledi.
Ürünün henüz ilk deneme aşamasında olduğunu aktaran Koçal, farklı tarifler üzerinde çalışmayı sürdüreceklerini belirtti. Koçal’ın hedefi, ürünü 2027’de Türkiye’deki kafelere sunmak ve yurt dışına ihraç etmek. “Rize Kahvesi” adının geçici olduğunu söyleyen Koçal, “Tea-Coffein” ve “Çay ve Kahve” isimlerini de değerlendirdiklerini kaydetti.