Ziraat Mühendisi Şener Bülbül, hazır kahveli karışımlarda tüketicilerin ürünün adından önce içeriğine dikkat etmesi gerektiğini belirtti. Sade kahve ile hazır karışımların birbirinden ayrılması gerektiğini vurgulayan Bülbül, “Paketi çevirelim, içindekileri okuyalım. Gerçek kahve oranına ve şeker miktarına bakalım” çağrısında bulundu.
Hazır kahveli içeceklerin yaygınlaşmasıyla birlikte fincana giren ürünün içeriği de tartışma konusu oluyor. Ziraat Mühendisi Şener Bülbül, “Kahve diye ne içiyoruz?” başlıklı değerlendirmesinde, özellikle “2’si 1 arada” ve “3’ü 1 arada” ürünlerle aromalı kahveli karışımların etiketlerinin dikkatle incelenmesi gerektiğine işaret etti.
Konuyu kahve ile çay arasında bir karşıtlık olarak ele almadığını belirten Bülbül, sade kahvenin de doğal bir tarım ürünü olduğunu hatırlattı. Bülbül, “Burada üzerinde durmak istediğim asıl konu, kahve adı ve algısıyla tükettiğimiz hazır kahveli karışımların gerçekte ne kadarının kahve olduğudur” dedi.
“Paketin üzerinde kahve yazması, tamamının kahve olduğu anlamına gelmiyor”
Bülbül, incelediği bazı hazır “3’ü 1 arada” ürünlerin etiketlerinde çözünebilir kahve oranının yaklaşık yüzde 8–12 düzeyinde olduğunu belirtti. Bu oranların 15 gramlık bir karışımda yaklaşık 1,2–1,8 gram çözünebilir kahveye karşılık geldiğini ifade etti.
Ürünlerin içeriğinin markaya ve formülasyona göre değiştiğine dikkat çeken Bülbül, kalan bölümün önemli bir kısmını şeker, kahve beyazlatıcısı ve diğer bileşenlerin oluşturabildiğini söyledi.
Bülbül, tüketimde sıklık ve miktarın da dikkate alınması gerektiğini vurgulayarak, “Burada sağlık açısından üzerinde durulması gereken konu tek bir fincan değildir. Sık ve yüksek miktarda tüketimle alınan toplam şeker, hızlı sindirilebilir karbonhidrat ve doymuş yağ miktarıdır” ifadelerini kullandı.
“Kahve beyazlatıcısı her zaman süt değildir”
“2’si 1 arada” ürünlerde de yalnızca eklenmiş şekere bakılmasının yeterli olmayacağını belirten Bülbül, kahve beyazlatıcısının içeriğinin ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Bülbül, bu bileşenin her zaman süt veya süt tozundan oluşmadığını; ürüne göre glukoz şurubu, maltodekstrin, bitkisel yağlar, süt proteinleri, emülgatörler ve stabilizörler içerebildiğini ifade etti.
Tüketicilere içindekiler listesinin yanı sıra besin değerleri tablosunu da okumalarını öneren Bülbül, toplam karbonhidrat, şeker ve doymuş yağ miktarlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“20 gram kahveli karışım, 20 gram kahve demek değildir”
Latte, mocha, cappuccino ve aromalı hazır karışımlarda kahvenin tadının farklı bileşenlerle değiştirilebildiğine değinen Bülbül, şeker, beyazlatıcı, süt bileşenleri, kakao ve aroma vericilerin daha tatlı ve kremamsı bir içim sağlayabildiğini belirtti.
Mevzuata uygun kullanılan aroma vericilerin yalnızca “aroma” oldukları için zararlı sayılmaması gerektiğini de vurgulayan Bülbül, tüketicinin hangi ürünü tercih ettiğini bilmesinin önemine dikkat çekti.
Bülbül, “Sevdiğimiz tat gerçekten kahvenin kendi tadı mı, yoksa şeker, beyazlatıcı, süt bileşenleri ve aromalarla oluşturulmuş kahveli bir karışımın tadı mı? 20 gram kahveli karışım tüketmek, 20 gram kahve tüketmek demek değildir” dedi.
Türk çayının üretim ve kültür değerine vurgu
Değerlendirmesinde Türk çayına da yer veren Bülbül, Doğu Karadeniz’de yetiştirilen çayın Türkiye için ekonomik, tarımsal ve kültürel bir değer taşıdığını ifade etti.
Kaliteli siyah çayın herhangi bir ilave yapılmadan demlendiğinde temel içeriğinin çay ve sudan oluştuğunu belirten Bülbül, şekersiz tüketimin önemini vurguladı. Çayın bir ilaç gibi sunulmasının doğru olmayacağını söyleyen Bülbül, doğal olarak içerdiği polifenoller ve flavonoidlerin bilimsel araştırmalara konu olduğunu hatırlattı.
Çay üretiminin arkasında geniş bir emek zinciri bulunduğuna dikkat çeken Bülbül, “Arkasında çiftçimiz, işçimiz, fabrikamız, mühendisimiz, nakliyecimiz, esnafımız ve çayla geçimini sağlayan binlerce ailemiz var” ifadelerini kullandı.
Tüketiciye etiket okuma çağrısı
Amacının kahve tüketimini kötülemek olmadığını yineleyen Bülbül, bilinçli tercihin ürünün içeriğini öğrenmekle başladığını söyledi.
Bülbül, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
“Kahve içmeyin demiyorum. Sade kahvenin kendisini de değersizleştirmiyorum. Söylediğim çok daha basit: Ne içtiğimizi bilelim. Paketi çevirelim. İçindekileri okuyalım. Gerçek kahve oranına bakalım. Şeker miktarını görelim. Kahve beyazlatıcısının ne olduğunu öğrenelim.”