ARTÇI BAŞLIKLAR

Ahmet ÇİÇEK

Hayatın ne getireceği ne götüreceği belli olmuyor; kaderin üstünde kader var. Daha düne kadar şehitlerimizi konuşurken şimdi Van’da yaşanan deprem felaketi kâbusumuz olmuş durumda. Elbette ki ateş düştüğü yeri yakar, oturduğumuz yerden her ne söylesek acı boşluğu dolduramaz. Belli ki bizler yeni gündemlerle Van depremini yakın zamanlarda unutacağız. Fakat içi yanan vatandaşlarımız ömürleri müddetince bu günleri unutmayacaklardır. Bu tür felaketlerin en acı yanı beklenmedik ani ölümler olsa gerek. Allah afetzedelerimize ve milletimize güzel sabırlar versin.
 Van felaketi ile beraber gündemimize giren başka meseleler de oldu: Kentsel dönüşüm, PKK ve işbirlikçilerinin gerçek yüzleri, devletlerarası ilişkilerimizde zeytin dalları, milletimizin vefa ve yardımseverlik cevherinin tezahürü, doğu ve batının aynı vücut olduğunun ilanı dikkatimizi çeken artçı başlıklarımız oldu.
Türkiye genel anlamda bir dönüşümün içinde, ama şehirlerimizde halen arabesk Türkiye’sinin temelleri var. Güçlü bir ülke olma arzusundaysak kentsel dönüşüm projelerimizi hayata geçirmeliyiz. Kurulacak modern şehirlerimizle model ülke olabiliriz. Hükümet zaten geçtiğimiz seçim sürecinde bu dönüşümleri “çılgın proje” başlığı altında gündemine almıştı. Şehircilik bakanlığının kurulması da bu sürecin önemli bir aşaması olmuştu. Bana kalırsa hiç vakit kaybetmeden yasal alt yapılar da hazırlanıp uygulama aşamasına geçilmelidir. Bu arada Sayın Erdoğan’ın bu meselede muhtemel oy kayıplarına göz yummasını takdirle karşılıyorum. Kentsel dönüşüm süreci kolay aşılır bir sorun değil gerçekten ama bir yerden başlanmalı.
Van’ın bir doğu ilimiz olması ve terör olaylarında adının geçmesi, bir terör olayından sonra depremin gerçekleşmesi devletin ve PKK’nın duruşunu önemli kılmıştır. Devlet her türlü imkanı ile, millet her türlü vefa ve yardımseverlik ruhuyla cömert davranmış adeta topyekun bir seferberlik başlamıştır. Fakat Kürt halkını temsil ettiğini savunan PKK ve avenesi temsil ettiği halka acı gününde acı yaşatmaya devam etmiştir. Taraflar iç yüzlerini bu acı günlerde ortaya koymuştur. Bu olay Kürt halkımız ile terörü iyice ayrıştırmıştır. Devletimiz terörü lanetlerken Türkiye milletinin her vatandaşını bağrına basmıştır. Bu ülkenin Hakkarisi de, Edirnesi de, Karsı da Muğlası da, Sinopu da Mersini de, İzmiri de Vanı da bizim canımızdır. Her birinde yaşanan acı acımızdır, sevinç sevincimizdir.
Devletlerarası münasebetlerimizin gerildiği emperyalist ve evrensel güçler Van depremini Türkiye ile temaslarını normalleştirme fırsatı olarak gördüler. İsrail, Fransa, BM gibi daha birçok siyasi örgütler Türkiye ile yeni bir zeminde buluşma eğilimindeler. Bütün bunlar Türkiye’nin evrensel konumu açısından önemli sinyallerdir. Bunu önümüzdeki süreçlerde daha net görebileceğiz.
Yaşanan bazı acılar güzel doğumların müjdesi olabiliyor ya da bizim bugün şer sandığımız şeyler yarın hayır olarak karşımıza çıkabiliyor. Van depreminin de böyle olması duası ile tekrar deprem şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralı afetzedelerimize acil şifalar, sağ kalanlara da güzel sabırlar diliyorum.