MİLETİN VATAN SEVGİGİ IŞIĞINDA HUKUK VE İHANET TERAZİSİ

Hasan Yavuz BAKIR

 Yaşanmış bir olaydan alıntı yaparak selamlamak istiyorum sizleri.

Yaklaşık yarım asır önce kan davalı iki aile varmış.
Sıkça istenmeyen durumlar yaşanır, her iki aile de bu alanda sürekli bedel ödermiş.
Ahmet ve Mustafa isimli aile reisleri birbirleri hakkında acımasızca davranır lakin mertlik dışına asla çıkmazlarmış.
Günün birinde Mustafa adlı şahıs misafirlerini ağırlarken sırtı pencereye dönük oturuyormuş. Bu esnada misafirlerinden biri uyarma gereği duymuş, Mustafa emice diye başlamış söze; senin düşmanın var sırtın pencereye dönük oturuyorsun bu tip dikkatsizlikler yapma demiş. Mustafa hemen sözünü kesmiş misafirine demiş ki; benim düşmanım beni sırtımdan vurmaz…
Kıssadan hisse çıkartmayı maalesef unuttuk.
Mertlik yerine belden aşağı vurmayı seçtik hedefe ulaşmak için. Maddi ve manevi çıkarlar için iftira atarken yüzümüz kızarmaz oldu.
Bu adaletsizlik haksızı kazançlı haklıyı mağdur eder hale geldi.
Ben gördüm, bizzat şahidim sözleriyle başlayan cümleler daha sonra yerini bir arkadaş söyledi yalanına bıraktı.
Nasıl gerçekleştirdiler bu çöküşü sorusu şaşkınlık yaratıyor fakat herkes halinden memnun gibi.
Sabırla bir dantel gibi işlediler toplumun hassas değerleriyle oynama sürecini.
Güven duygusunu zedelediler, renklerin kardeşliğine, Mevlana Hazretlerinin hoşgörü ruhuna ihanet ettiler. 
O kadar çok ortak nokta var ki. 
Birçok benzer beklenti, birçok aynı bakış açısı.
İyi ki varlar, yoksa hiçbir değer tanımaz bu hainler amacına ulaşır, güzel ülkemizde kardeş kavgasını çoktan başlatırlardı.
Geçen yıl Türkiye’nin onlarca ilini farklı zamanlarda iki kez gezme olanağım oldu. Büyükşehirlerde sohbet edebilme fırsatı yakaladım. Lehçesi farklı, delicesine bağlı oldukları takımları ayrı olsa bile ortak bir değeri vardı milyonlarca vatandaşımızın. 
Hepsi kalkınmış bir Türkiye.
Hızla büyüyen ve sorunlarından arınan bir Türkiye.
Demokratik bir Türkiye.
Hukukun üstünlüğünün asla rafa kaldırılmadığı bir Türkiye.
Uzar gider Milletimizin ortak hedefleri.
15 Temmuz bu ortak değerlerin en büyük gösterisiydi. 
Öyle bir mühür vurdu ki Milletimiz sağır sultan bile duydu.  
Dostlar gurur duydu, düşmanlar ise bir kez daha yenilmenin saldırganlığını sergilemeye başladı.
Urfa’da ki İbrahim de Tekirdağ’da ki Hasan da Türkiye’nin süper güç olmasını istiyor.
İzmir’de ki Şeyda da Artvin’de ki Nejla da Türkiye’nin düşmanlarıyla mücadelenin birlik beraberlikten geçtiğini biliyor.
Kayseri’nin Ebiç Köyünün Muhtarı gibi Çanakkale’nin Yağcılar Köyünün Muhtarı da Türkiye’nin bir huzur devleti olmasını istiyor.
Tarihimizde güçlü liderlerin var olduğu dönemlerde şanlı zaferlere imza atmış olduğumuza dair yüzlerce örnekler var.
Geçmişte olduğu gibi onlarca düşmanın varlığı bugünde devam ediyor şüphesiz fakat devam eden bir diğer nokta ise ülkemizin çok güçlü bir lidere sahip olma durumu.
Dünyanın geniş bir coğrafyası Recep Tayyip Erdoğan liderliğine büyük saygı duyuyor. Ülkemizde % 52’nin yanı sıra oy vermediği halde Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğini takdir eden ciddi bir kitle var.
Milletimizde tarihi bir birliktelik yaşıyor. 
Söz konusu vatansa gerisi teferruattır haykırışları Edirne’den Kars’a adeta dalga dalga yayılıyor.
Türkiye onca hain girişime rağmen geleceğe damga vurmaya devam edecek. 
FETÖ/PYD, PKK, DAİŞ gibi örgütler ve onlarca sinsi düşman güzel ülkemizi parçalamak için çabalarını sürdürürken en büyük darbe içeride ki hainlerden geliyor. 
Bu millet Liderini bulmuşken hiçbir güce boyun eğmeyecektir ama bu millet adaletin korunması gibi ihanetin hesabının sorulmasını da beklemektedir.