HER AKSİYON BİR KİŞİ İLE BAŞLAR

Muhammet MARAP

Peygamberimiz, inananları toplar ve kendisinde hakları olan varsa ölmeden almalarını ister. Herkes haklarının olmadığını ifade eder. Ukkaşe adındaki sahabi itiraz eder. Hakkının olduğunu ve ölmeden almak istediğini söyler.
            Herkes donup kalmıştır bu tepki karşısında.
            Ukkaşe gayet ciddi bir şekilde, savaşta peygamberimizle yan yana geldiğini ve peygamberimizin kırbacıyla kendisine vurduğunu ve hakkını talep ettiğini söyler. Resulullah itiraz etmez ve Ukkaşe’nin kırbaçla kendisini dövmesini talep eder. Bütün sahabi itiraz eder ama peygamberimiz ısrar eder. Ukkaşe peygamberimize belden yukarısının çıplak olmasını ister. Kendisinin belden yukarısının çıplak iken kırbaçlandığını söyler. Peygamberimiz gömleğini çıkarır ve sırtını döner. Fakat Ukkaşe peygamberimizin sırtındaki peygamberlik mührünü öpmeye başlar. Sonra da der ki;
            “-Benim amacım mührü öpmekti. Sevgili kul kasden beni kırbaçlamamıştı.”
            Kul hakkı hassasiyetini anlamayanlara duyurulur.
            Hep kendilerinin haklı olduğunu zannedenlere ithaf olunur.
            Ayrıntıyı ötede buluşunca konuşuruz.
            Geçelim….
            ***
            Öğretmen , büyüyünce yapmak istediği meslekle ilgili bir kompozisyon ödevi verir öğrencilerine. Çocuğun birisi büyük bir çiftlik sahibi olmayı istediğine ve bu çiftlikte birçok hayvanı beslemeyi hayal ettiğine dair yedi sayfalık bir kompozisyon yazar ve öğretmene teslim eder. Öğretmen yazıyı inceler ve çok pahalı ve mantıksız olduğunu belirterek sıfır puan verir. Sonra da “çıkışta odama gel” notunu yazarak ödevi çocuğa iade eder. Çıkışta öğretmenine uğrar öğrenci. Öğretmen der ki; “Kızım, aslında güzel yazmışsın. Ancak para gücüyle yapılamayacak bir iş anlatmışsın. Düşüncelerini yeniden gözden geçir. Sonrada olabilecek bir meslek anlat. Sana bir hafta müsaade. Başarabilirsen notunu da düzeltirim.”
            Çocuk bir hafta düşünür ama ucuza mal olacak bir şekle dönüştüremez hayallerini. Sonra da hiç değiştirmeden ödevini öğretmene tekrar teslim eder. Ödevinin sonuna bu sefer öğrenci bir not düşmüştür: “-Hocam, uzun uzun düşündüm ama bir türlü ucuza mal olacak bir hayal kuramadım. Sen notumu değiştirebilir misin bilmem ama ben hayallerimi değiştiremedim.”
            Kendi küçük aklıyla büyük idealleri olanları anlayamayanlara duyurulur.
            Sadece kendi hayallerinin mantıklı olduğunu zannedenlere ithaf olunur.
            Yetkisi olanların her zaman güçlü olduğunu düşünenlere takdim olunur.
            ***
            İyi de, “nerden çıktı bu muhabbet” dediğinizi duyar gibiyim.
            Biliriz ki, kuş insandan akıllı olduğu için uçmaz. Bu yazıdaki kinayelere belki de insanları anlamayan ve kendisinin uçtuğunu zanneden “büyük adamlar” üzülecek.
            Bırakalım hüzünlensinler.
            Balık da insandan maharetli olduğu için derin sularda yüzmez. Belki de derinleri bildiğini zanneden “büyük unvanlı herifler” küsecek.
            Bıraktık küssünler.
            Gene geçelim.
            Biz işimize bakalım.
            Kul hakkına bakış açımızı birilerinin hatırına değiştiremeyiz ya!
            Ucuz adamlar sevinsin diye ucuz düşünmek zorunda değiliz ya!
            Kemale ermiş insanlara ve kâmil dostlara canlar kursan olsun.
            Bırakalım isteyen uçsun, isteyen yüzsün. Yeter ki, bizim ayaklarımız yere doğru bassın…
            Dünyayı her zaman idealleri (gaye-i hayalleri) olanlar şekillendirir. Her aksiyon da bir kişi iye başlar.