İMTİHAN DÜNYASINDA SINAVI KALDIRMAK

Muhammet MARAP

 
Okullar insanı hayata hazırlar.
                Dershaneler ise sınavlara…
                Bu nedenledir ki; okullarda az ya da çok her ders zorunludur. İlaveten seçmeli dersler ise kişinin ilgi duyduğu alanlarda istediği eğitimi almalarını sağlamak içindir.
                Sınav odaklı öğretim yapan “özel ders”ler veya dershaneleri kapatabilmek için sınavı kaldırmanız gerekir. Sınavı kaldırabilmeniz için ise;( iktisadi terimle açıklayacak olursak) talebin arzdan küçük olması gerekir. Mesela; fen lisesinde okumak isteyenlerin tamamına bu fırsatı veremezsiniz. Eğer veririm derseniz, fen liselerinin ayrıcalığını silmiş olursunuz. Farz edelim ki, verdiniz ve mezun ettiniz, o zaman da bu okulu sıradanlaştırırsınız…vb..
                Dershaneler müşterisiz kalmış dükkân değildir ki kapatacaksınız. Müşterisi olmayan dükkânı da kimse zaten açık tutmaz. Diyelim dershaneleri cebren kapattınız, bu öğretim faaliyetleri evlere taşınır. Müşterilerin giderleri artar. Devletin vergi gelirleri eksilir.
 Mevcut şartlarda dershaneler kapanamayacak müesseselerdir. Çünkü sınavsız olmaz.
                Sınavı kaldırırsanız dershaneler kendiliğinden kapanabilir. Ancak, sınavı kaydırmak mümkün değildir. 2 milyon insanı başka hangi metotla tasnif edeceksiniz. Okul başarı puanıyla tasnif etmeniz de imkânsızdır. Çünkü 80 puan her okulda aynı anlama gelmez. Yaşanılan yerin imkânsızlıklarında eğitim alan, işinde henüz uzmanlaşmamış ücretli/vekil öğretmenlerin öğrencileri yüksek ortalamayı tutturur ve hak etmediği yerlere yerleşirler.(Bu imkansızlığı oluşturanlar konusu ayrı bir yaradır) Şu andaki şartlarda en iyi tasnif sınavla olmaktadır. Olumsuzlukları yok mudur diye düşünebilirsiniz. Muhakkak vardır. Lakin daha iyisi ve adili de henüz keşfedilmedi.
                Şu anda akla gelen en makul sıralama biçimi sınavdır. Bu sınavların da her yıl yapılması daha adildir. Dolayısıyla sınav varsa özel ders de olacak, özel dershane de olacak. 
                İmtihan dünyasında sınavı kaldırırsanız, işi insaf fukaralarının insafına havale edersiniz.
                Artık öyle bir zaman yaşamaktayız ki; atama, kayıt, işe girme ve sıralamaya girme gibi işlere yetkilinin iradesi karışınca “batıl gelmekte ve hak zail olmaktadır”
                “Bu, dün de böyle oluyordu” diyenlerin yarın lanetle anılacağı unutulmamalıdır.
                Hocalar der ki; “affedilmeyecek üç büyük günahtan biri kul hakkıdır.”
                Dr. Brande de der ki; “Bir memleketi teslim almak istiyorsanız, o memlekette adaletsizliği yayınız ve bu durumun halk arasında konuşulmasını sağlayınız. Böyle güvensiz ortamda zaten kimse savunacak bir şey bulamayacaktır. Sonunda da o memleketi istediğiniz gibi yönetebilirsiniz.”
                Bu ortamda sınavı kaldırmak çok zayiat verir.
                İsteriz ki; yapılacak değişiklikler varsa Allah rızası için işin uzmanına ve etkilenenine danışmadan karar vermeyiniz.
                “Silginiz kaleminizden erken bitiyorsa, çok yanlış yazıyorsunuz demektir.”
                Sık sık karar değiştirmek ve durmadan “pardon” demek erdemli insana yakışmaz.