ÖRGÜT İKLİMİ

Muhammet MARAP

Yönetim bilimcilerin “örgüt iklimi” diye ifade ettikleri bir olgu vardır. İklimden kastın ne olduğu malum. Bu durumun örgütlerdeki yansımasına gelince; tüm özel, kamu ve informal örgütlerin yapması gereken işleri yerinde ve zamanında yapması demektir.

            Aynı zamanda uluslararası devlet yönetiminde de durum aynıdır. Zamanlama ve taktik hatası, örgütleri çökerttiği gibi devletleri de çökertebilir.
            Emirle ve zorbalıkla bir örgütün veya devletin ayakta duramadığına da tarih şahittir. Kısa süreli başarı elde edilmiş gibi görünse de uzun vadede yerle bir oldukları tartışılmaz bir vakıadır. Durumu atalarımız; “zulm ile abat olanın, ahiri berbat olur” şeklinde ne güzel ifade etmişlerdir.
            Dünyanın kabullendiği “örgütlerde yekvücut olma” diye açıklanan toplam kalite yönetiminin gereği de örgüt ikliminin bozulmaması sırrında saklıdır. Örgütün tüm üyelerinin gönüllülük esasına uygun olarak örgütün misyonuna kilitlenmemesi “o örgütün kanser virüsü gibi” hastalanarak ölmesi demektir.
            Özel teşebbüs mensuplarının örgütün hedefine kilitlenmemesi o bireyin bertaraf edilmesi ile sonuçlanır. İllegal örgütlerin içinde bu hatanın cezası ise ölümdür. İnformal örgütlerde ise ceza “dışlanma”dır. Kamu örgütlerinde ise durum çok farklıdır. Devletin koymuş olduğu kurallara uymayanın cezasını kanunlar veya muhteviyatı belirler. Uygulanabilirliklerini ise erbabı iyi bilir.
            Bir kamu yöneticisi, emrettiği memurlarını cebren çalıştırması çok zordur. Çalışmayan bir elemanın cezalandırılabilmesi için; o kişinin derin merkezlerle bağlantısının olmaması gerekir.. Kendi işini kendi görecek cinsten olmaması gerekir... vesaire vesaire…
            Bu durumda ekip ruhu ile çalışmayan, yönetirken babacanlığı ihmal eden, organizasyondaki eksikleri bilerek, düzeltmesini beceremeyen, yönettiği işi astından az bilen, eninde sonunda değişik sebeplerle evinin yolunu tutacaktır.
            İklim gereği yazın nasıl sıcaklık aralıkları belli ise, kışın kar yağması gerekiyorsa, aynen öyle de örgütte her işin zamanında yapılması şarttır. Zamanlı zamansız hiddetlenen, yerli yersiz laubalileşen, denetlemesini beceremeyen, eksikliklerin nasıl telafi edileceğini öneremeyen belki değişik desteklerle bir süreliğine bu işi yapabilir, ancak böylelerinin devrilmeleri çok gürültülü olur. Liderliği özümseyemeden çeşitli desteklerle liderlik denemesi yapanlar, ekseriyet itibariyle evlerinden dışarıya çıkamaz, fizyolojik/psikolojik sağlıkları da bozuk olur. Sonunda ise; yaptığı işin eksikliklerinin diğer bir profesyonel tarafından düzeltilmesi de ciddi anlamda zorlaşacaktır.
            Öyleyse; iklimi bozarak, gönüllülük kuralı işletilmeden, ikna ederek her mensubu örgütün hedeflerine kilitlemeden başarılı olunamayacağı kesindir.
            Hele başarısız yöneticiler, değişik istatistik yalanlarıyla kendisini oraya getirenleri ikna yolunu seçmişse, ölüm yakındır. Bir de görsel ve davranışsal roller başlamışsa, istikbale ağlama vakti gelmiştir.
            Böyle bir örgütten yararlanan birey ise, geleceğin illegal tehlikesi olacaktır. Tinercilik, keşlik, kapkaççılık, çetecilik, menfaatçilik ve kul hakkı yeme gibi bozukluklar eski dönemdeki uzaktan kumandalı beceriksiz yöneticilerin eseri değil midir?
            Eğitimde ise durum daha da vahimdir. Zira eğitimdeki hatanın anlaşılması yılları alabilir. Eğitimin başarısı da yıllar sonra ancak hissedilebilir. Anlamaza anlattığına mı yanarsın, anlaması gerekenlerin dinlememesine mi yanarsın bilmem…
            Erdemli insanlara çok ihtiyaç var. Bu ihtiyaç miktarı da gün geçtikçe artmaktadır. 16 kere sıfırdan başladık. Artık, artırarak büyümeyi becermemiz gerek.
           Son karakolu ağyara teslim etmeyelim.
           (Bu kadar güncel yazılabilecek konu varken bu yazı pek de gitmedi, ama idare ediniz işte! Her şeyi gazete yazmaz)