Mehmet Akif Ersoy Örneğinde Seküler Yüzleşme

Özkan GÜNGÖR

Son günlerde kamuoyu, Habertürk sunucusu Mehmet Akif Ersoy’un tutuklanması ve beraberindeki iddialarla sarsılmış durumda. Gazze yayınlarındaki hassasiyeti ve Diyanet geçmişiyle muhafazakâr camianın içinden biri olarak görülen Ersoy hakkındaki uyuşturucu ve ahlaki çöküntü suçlamaları, mahallede şok etkisi yarattı. Kimileri durumu şeytana uymakla açıklarken kimileri ise böyle hassasiyetleri olan birine bu durumu yakıştıramadı, inanmak istemedi. Oysa bu süreç, Dr. Volkan Ertit'in akademik çalışmalarında sıklıkla vurguladığı Sekülerleşme Teorisi'nin somut bir örneğinden ibaret.


Geleneksel mahallede ayıp kavramıyla işleyen toplumsal denetim, kentleşmeyle birlikte zayıfladı. Volkan Hoca’nın da işaret ettiği üzere, kentleşme olgusu bu denetim ağını etkisiz hale getirdi. Mehmet Akif Ersoy ve temsil ettiği sınıf artık sosyal kontrolün sıkı olduğu mahallelerde değil; komşuluk ilişkilerinin zayıfladığı, yüksek güvenlikli sitelerde veya lüks rezidanslarda yaşıyor. Kent yaşamının sağladığı en büyük konfor olan bu tanınmazlık hali, bireylere dindar kimliklerini kamusal alanda bırakıp özel alanlarında modern yaşamın sunduğu hazları yaşama imkânı tanıyor. Gündüz ekran önünde dava adamı profili çizerken gece rezidansların yalıtılmış ortamında bambaşka bir hayata geçiş yapabilmek, ancak bu şehirli gizlilik sayesinde mümkün.


Bu dönüşümün asıl sebebi, kapitalizm ile kurulan yeni ilişkide gizlidir. Geçmişte bir lokma, bir hırka söylemini benimseyen kitle; iktidar, para ve statüyle tanışmıştır. Para ve makam, sadece yaşam standardını değil, zihniyet dünyasını da dönüştürür. Referans noktası artık ahiret değil, bu dünya haline gelmiştir. Zenginleşme ve modernleşme süreci, Ertit'in de belirttiği üzere kaçınılmaz olarak sekülerleşmeyi beraberinde getirmektedir.


Muhafazakâr camianın yozlaşma veya çürüme olarak adlandırdığı bu durum aslında sosyolojik bir sonuçtur. İnsanları geleneksel yapılarından koparıp modern kapitalizmin merkezine yerleştirirseniz; onlara sınırsız medya gücü, makam ve para sunarsanız karşılaşacağınız tablo geçmişin takva sahibi bireyleri değil, seküler dünyanın nimetlerinden sonuna kadar faydalanan modern özneler olacaktır. Mehmet Akif Ersoy bu savrulmanın en popüler ve trajik örneği olabilir ancak kapalı kapılar ardında benzer çelişkileri yaşayan pek çok figür var. Ertit hocanın da ifade ettiği gibi modern hayat biçimi girdiği kabın şeklini almaz, aksine o kabı dönüştürür. Yaşananlar, muhafazakârlığın konfor ve parayla imtihanında gelinen son noktadır.