RİZE KİTAP FUARINDA FİKİR KITLIĞI

Özkan GÜNGÖR

Kitap fuarları, bir şehrin ufkunu açan kültürel ve entelektüel alanlarından biridir. Toplumun her kesiminden insanın farklı düşüncelerle bir araya geldiği, bu organizasyonlar; okurun her zaman ulaşamadığı, eserlerini severek takip ettiği yazarlarla yüz yüze geldiği, kitaplarını imzalattığı ve onları dinleme şansı bulduğu gerçek birer entelektüel şölendir. En azından aklı başında şehirlerde ve işin ehli ellerde bu iş böyle yürür. Fakat Rize’ye dönüp bu organizasyona baktığımızda, ortada bir şölenden ziyade, belli bir zümrenin kendi çalıp kendi oynadığı kapalı devre bir yayın görüyoruz.


Açık konuşalım; her yıl kitap fuarlarını sabırsızlıkla bekleyen, bu atmosferin heyecanını duyan okurlardan biriyim. Hatta bu yılki davetli listesinde yer alan, dini hassasiyetleri ve muhafazakar birikimiyle tanınan bazı isimler benim de yakından takip ettiğim, düşüncelerine değer verdiğim kalemler. Şehrimizde bu isimlerin ağırlanması, bu damarın fuarda temsil edilmesi hem önemli hem de gereklidir; buna hiçbir itirazım olamaz. Ayrıca, listede yer bulabilen üniversitemizden birkaç kıymetli hocamızın ve dışarıdan gelen bazı değerli isimlerin varlığı da şüphesiz bu tablonun tek tesellisidir.


Ancak listenin bütününe baktığımda karşımıza çıkan tablo, ne yazık ki korkunç bir tekdüzelik ve fikri kuraklıktır. Mesele kimlerin olduğu değil, kimlerin bilerek dışarıda bırakıldığıdır. Felsefe ve düşünce dünyasından farklı bir ses dinleyelim diyorsunuz, kürsüde yine sadece belirli bir kliğin temsilcileri var. Popüler isimler getirilmiş deniyor; fakat bakıyorsunuz o popülerlik de sadece o dar yankı odasında yankılanan isimlerden ibaret kalmış. Bu haliyle organizasyon, şehrin tüm renklerini kucaklayan bir kültür şöleni olmaktan çıkıp, belli bir zümrenin kendi kendine propaganda yaptığı kapalı devre bir etkinliğe dönüşmüş durumda. 


Hele ki tarih... Bir tarihçi olarak bu ülkenin insanının, bilhassa da bizim buraların tarihe olan merakı, iştahı ortadadır. Peki, karşısına kimler çıkarılıyor? Gerçek anlamda akademik rüştünü ispat etmiş, literatüre dişe dokunur bir katkı sunmuş akademisyenler nerede? Yok. Yine aynı dar kadronun ezberlerini tekrarlayan, akademik liyakatten ziyade bizim çocuk kontenjanından sahneye sürülen isimler başköşede. İnsanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Rize'nin sosyal ve kültürel hayatına böylesine ivme kazandırabilecek, bu şehri gerçek bir kültür şölenine dönüştürebilecek bir organizasyon neden bu kadar özensiz, neden bu kadar vizyonsuz yapılıyor?


Bu işin mutfağında kimler var? Bu çağrıları kimler yapıyor? Hangi dar görüşlülükle, hangi ahbap-çavuş ilişkileriyle yayınevleri seçiliyor, davetiyeler gönderiliyor? Şehrin okurunu sadece kendi ideolojik şablonlarına hapsedeceklerini mi sanıyorlar? Bu şehre, bu şehrin gençlerine, okuyan insanlarına reva görülen çap bu mu? Nasıl olsa ne versek okurlar, kimi getirsek dinlerler kibri mi yatıyor bu özensizliğin arkasında?


Buradan bu organizasyonu düzenleyenlere, o listelere imza atanlara çok net bir lafım var: Ya bu işi layıkıyla, şehrin dokusuna ve kültürel çeşitliliğine yakışır şekilde yapın ya da bırakın, yapmayın. Bu şehrin insanının aklıyla alay etmeyin. Çok mu zor bu şehirdeki üniversite hocalarından, gerçek akademi dünyasından, sosyal ve kültürel olarak ufku geniş akil insanlardan fikir almak? Biz bu işi hakkıyla nasıl yaparız, hangi yayınevlerini, hangi farklı sesleri bu şehre kazandırırız diye bir masaya oturup danışmak bu kadar mı zor Allah aşkına!


Farklı fikirlerin temas etmediği her zemin, sadece bağnazlığı besler. Rize, göz göre göre böylesi bir entelektüel çölleşmeye mahkum edilecek sahipsiz bir şehir değildir. Bir dahaki sefere ya ufkunuzu genişletip bu şehre yakışır bir iş yapın ya da kitap fuarı diyerek insanları kandırmaktan vazgeçin. Tavrım son derece nettir: Bu vizyonsuzluğu reddediyor, bu yılki kitap fuarını protesto ederek organizasyona katılmıyorum!