GERÇEKLERLE YÜZLEŞEBİLMEK MAHARET İSTER

Tuncer ERGÜVEN


GERÇEKLERLE  YÜZLEŞEBİLMEK  MAHARET İSTER

GERÇEKLERİ SÖYLEMEK HEM GÖREVDİR HEMDE İBADETTİR.


Gerçekleri söylemek ve arkasında durmak insan olan için görevdir ve ibadet değerindedir, ancak ön yargılı olan bit toplumda söylemek ve savunmak herkesin
Harcı değildir.
Ancak gerçekleri söyleyebilmekte vasıf ve karakter ister.
Sn. Bakan Hayatı Yazıcı Rize de yaptığı konuşmada çay sanayi ile ilgili olarak
Kısaca çay sanayi fotoğrafını gösterirken; üretim, tüketim, kalite, kaçak çay, ithalat
Ve ihracatı hakkındaki gerçeklerin altını çizmiş.
İlgili ve yetkililerden,Rize de ki STK ler den sesler yükselmektedir.
Bakan bey;
- Rizeli olduğuna göre 40 000 ton çöp çay derken kalıtesiz ham madde ve kuruçayı işaret etmiş,
- İthalatı engellemeyiz demiş,
- Kaçak çay miktarı hakkında net veri yok,birisi 40 000 ton bir diğeri 80 000 ton demiş,kanıtı yokmuş vs demiş.
Ne demeliymiş. Bakanlık ve hükümet olarak yasakladık.Kimse çay getiremez demeliymiş.
Rize den bakıp dünyanın ve Türkiyenin merkezinin Rize olduğunu düşünen STK liderleri ve il yöneticileri olabilir, nitekim onların leb demeden leblebi deme yerine kendilerinde hiçbir eksiklik aramadan  AB de ve Türkiye de çay üretilmediğine göre AB ve Türkiye yurttaşlarının sadece Türk çayı tüketmelidirler düşüncesini seslendirenler çoğunluktadır.
1994 den beri AB ye Türk çayı gümrüksüz satılmaktadır.AB veya başka bir ülkeden çay ithalatında 1993 den beri uygulanan 3 dolar kg fon zorunluluğu 1996 dan beri %150 gümrük vergisi uygulanmaktadır.Bu oran çay ticaretinde uygulanan en yüksek vergidir.
Günümüzde  yurt içi fiyatları yüksek olan yerli mallar ve gümrük vergisi yüksek olan her malın kaçakçılığı tüm dünyada yapılır.
Ülkemizde de akaryakıtta, çeşitli mallarda, sigara da kaçakçılık yapıldığı,ancak mücadelesinin de yapıldığı unutulmamalıdır.
Çay sektöründe bu şikayetlerin Çay-kur dan, Rize Ticaret Borsasından, Çaysiad dan, Rize
Ticaret odasından, esnaf ve sanatkarlar derneğinden, Rize deki tüm Ziraat odalarından, tek gıda iş sendikasından, çay ekicileri kooperatifleri ve birliklerinden ve siyasi partilerden bu şikayetleri sürekli duymaktayız ve bu şikayetler sözde üreticinin haklarını korumak için üyelere ve seçmene selam olarak sürekli tekrar ile yapılır.
Bu kuruluşların şikayet ettikleri bu konularda yapmaları gereken görevleri ve mücadele kabiliyeti nedir, mücadelemi ediyorlar, yoksa konuşmuş olmak ve görev yaptıkları içinmi koşuyorlar.
 Bu dostlarımız  40 000 ton çöp üretmek istemiyorlar, kaçak çay ticaretini engellemek istiyorlar ve bu noktada samimi iseler, Türk halkının TSE standartlarına uygun çayı marketlerde görmek istiyorlar ise görevleri konuşmak değil risk almak,iş yapmaktır.

Yapacakları tek proje vardır. Uygulayacak adam olduğunu sanmıyorum.
Rize deki marketlerden başlayarak çay-kur dahil tüm paketli çayların numunelerini alıp yetkili labratüar lara gıda güvenliğine uygunluğun tespitini yaptırmaları gerekmekte dır.Bu uygulamayı: Erzurum,van,urfa,Diyarbakır,Hatay,mersin,adana,Trabzon-ankara,Konya,İzmir,Antalya,İstanbul, İzmir ,Kocaeli,samsun gibi illerden tüm markaları ,özellikle yabancı marka ve harmanların birer numunesi alınarak Türk gıda kodeksine uygunluğunun ve ayni zamanda pestisit-Zirai mücadele ilacı veya yabancı madde katkısının olup olmadığını tespit ettirmek ve sonuçlarını firmaları ile beraber halka açıklamayı yapmalıdırlar.
Bu görev Çay-kur – Rize ticaret borsası-Rize Ticaret odası ve Rize ziraat odaları tarafından yapılmalıdır. Çünkü bu kuruluşların koltukları çay üreticilerinin onlara sağladığı koltuklardır. Bu kuruluşların paraları da vardır.
Yapılacak tahliller sonucunda belki bu kuruluş mensuplarının, idarecilerinin, sahiplerinin
Kurumların çaylarında sorunlar çıkacak, fakat kaçak çayların kullanıcıları ve halkı standart dışı çayla dolandırıp 5-6 tl/kg ma çay satanların da maskesi düşecektir.
Bu listedeki sorunlu numuneleri üreten firmaları tüketici koruma yasaları gereği Çay-kur, Rize Ticaret borsası ve Rize Ticaret odası mahkemelere vererek kendi kaliteli çayları öne çıkarmalıdırlar.
Bu projenin uygulanmamsı için irade gerekir. Bu irade var ise 40 000 ton çöp çayı üretmez, kaçak çaylarla mücadeleyi siyasilerden beklemez kendiniz yapmış olursunuz.
Bu projeyi yaparsanız 2013 yılı Türk çayı kaliteli olacağı için çöp çay miktarı 5000 ton  kadar olacaktır.
Bu projeyi uygularsanız, özel sektör, üreticinin yaprağını Çay-kur fiyatına ancak alabilecektir. Sektörde 300 000 000 tl lık maliyet azalacak.stoklar kalmayacaktır.
 Bu projenin bir şartı da bayi şirketleri ile çay-kur un saadet zincirinin sona erdirilmesi gerekmektedir.
Hadi bakalım koltuklarınızdan bu projeyi uygulayın.Türkiye de kim pakete normal çay koyuyor,kim kaçak çay kullanıyor görelim.Bunun tespiti sizin elinizde.Bunu yapmıyor veya  yapamıyorsanız,yapacak cesaretiniz yok ise ya koltuklardan kalkın veya ağlamayı bırakın.
Eğer bunları yaparsanız Sn.Hayatı yazıcının bakanlığının korumasına  veya yardımlarına ihtiyacınız yoktur.
Her seferinde Başbakan,Bakan,siyasetçi ye sığınmak size yakışmıyor.