TARIM BAKANIMIZ RİZEYE TEKRAR GELİYOR

Tuncer ERGÜVEN

Tarım Bakanımız tekrar Rizemize geliyor. Anımsadığım kadarı ile 2005 veya 2006 dan beri Tarım bakanı olarak ilimize geliyor.Her yıl tedbirler alıyor ,açıklamalar yapıyor.Bu yıl tekrar Rize ye geliyor . Amaç Zaferle ve halkın coşkusu ile açılmış çay kampanyasını izlemek , fiyatı açıklamak ve 2023 vizyonunu açıklayıp Rize den ayrılacak ve Sn.Başbakanımıza çay sektöründe ki başarılarını anlatacaktır.
 
Sn.Bakan,
Çay kurumunun  1973 de İDT olarak kuruluşundan ve ticari faaliyetinden günümüze kadarki sürecinde Sn.Başbakan Tayip Erdoğanın Çaykur ve çay sektörüne verdiği destek ve katkıyı Çaykur  hiçbir iktidardan ve  özellikle Başbakandan bu denli ciddi ve anlamlı destek görmemiştir.
Ancak Sizin ve eski genel müdürünüzün maharetli ,yüksek nitelikli organizasyonlara imza atan ve destek veren çabalarınız sonucu bu günkü genel     müdüre enkaz bir finans yapısı,enkaz pazarlama örgütü ve enkaz bir teşkilat bıraktınız.Bu günkü    sorunların sebebi budur.Kaynakalartı siz ve eski genel müdürünüzdür.Neden ,
Sn.Bakan çay sektöründe 12 eylül döneminde konsey yönetimine kurumca çay kurumunun uzmanlarınca verilen yanlış bilgi ve önerilerin uygulanması ile çay üreticisinin elinde 350 000 ton yaş yaprak tarlasında dökülerek çürümüştür.
Kurum var olan yaprağı alamadığı ve almadığı zaman bakanlarına kaliteli yaprak aldık ,alımdaki yolsuzluğu önledik,, yeni fabrikalara gerek yok demişlerdir.İki yıl sonra yanlış anlaşılınca alınan yaş yaprak 260 000 ton dan 445 000 tona çıkmıştır.Bu kez aynı adamlar bakanlarına aldığımız teknik tedbirlerle yaprak üretimini artırdık ,yeni fabrikalar gerekli demişlerdir. Yani hiç doğruları söylememişler , o günkü yöneticileri yanıltmışlar,ancak O günün başbakan yardımcısı T.Özal ı yanıltamamışlardır. Çünkü Özal onları bu işi   bilenlerle karşı karşıya getirecek zeka ve feraseti göstermişti.
Dekara 10 kg günlük kontenjan ,hafta tatili ve münavebe ,aylık ,yıllık kotalar koyarak yaprak almaya çalışmak bilimdışı,bir iştir.Çay tarımını kavrayamamış adamların işidir.
Çay sektörü ülkemizde ilk özelleşmeye açılan sektördür.
M.Yılmaz ın ilk bakanlığı döneminde çıkan bu yasa ile üretici sahipsiz bırakılmış,sektörün ihtiyacı olan fabrikaların özel sektöre yaptırılması için bir iki firmaya yatırım için kamu finans desteği verildiği gibi onların yaprak alabilmesi için çaykur yaprak almamak için yukarda ki argümanları kullanmıştır. Hatta başka yatırımcılara bazı siyasal engellerde çıkarılmasına rağmen Bölge insanları 225 e kadar ulaşan 15-16 bin ton yaprak alım kapasitesinde kurulu  fabrikalar sistemi oluşmuştur.İşletme sermayeleri yetersiz ,bir işletmeciler topluluğu oluşturulmuştur.Özellikle korunan ve kollanan yatırım kredileri donatılan firmalar üreticiye ödemelerini 3-4 senelere sarkıtmışlardır.Bu durumda çaykur üreticiye yeni kota ve kontenjanlarla çayını almayarak özel sektöre yönlendirmiş olduğunu bilmekteyiz.  1991 sonuna kadar devam eden bu sistemde özel sektör çay yaprağı paralarını  1-2 hatta 3 seneye 5 senede ödeme yapanların olduğu söylenmektedir.
Örneğin 1991 senesinin Temmuz ayında 1990 senesinin 3-4 cü sürgün dönemi ödenirken ,seçim kararı alınınca 1991 paralarının %80 i seçim sonunda ödendiği karmaşık bir sistem vardı.Kısaca üretici bugün sizin bakanlığınız dönemindeki gibi özel sektörü finanse ediyordu.
Sn.Bakan bu uygulama sonucu 1991 senesinde mayıs döneminde üst üste 2 gün 6600 ton yaprak alınmış değildi.Tıpkı döneminizdeki ve bu bugünkü gibi.
Peki 1992 de ne oldu.Sanırım sizde o zaman Tarım bakanlığında bürokrattınız. 6600 ton /gün kapasite kullanımı için her gün 7500 hatta 8000 ton yaprak alınıp üretime sokuldu.Yükleme ve nakliye organizasyonları ,onarım bakımlar Nisan başında tamamladı.Kampanya açıldı.Her üreticinin toplamaya başlayacağı güne göre bir hasat ve alım programı yapılıp uygulama yapılınca kimse özel sektöre mal vermedi.Eski hükümetin cici firmaları ve bir çokları yaprak alamadı.Nitekim eski ve yeni genel müdürlerinizde bu uygulamalar sonucu işsiz kaldı.
Fakat parası olan ,ciddi olan özel sektör üreticiye gidip peşin veya ödeme takvimi vererek açıklanan fiyattan çay yaprağı satın aldı.
1997 ye kadar devam eden bu uygulama M.Yılmaz ın başbakanlığı ile sona erdi ,sizin bakanlığınızda devam etmektedir. Değişen durum ödemelerin 2-3 yıla yayılması yerine
Afişe edilen fiyatın %40 ına varan oranlarda yıl içinde ödemelere dönüştü.
Bu konuyu aşmak için geçen yıllarda AKP milletvekillerinin de katılım ile hazırlanan çay kanun taslağına sahip çıkmamanız bu günkü sonuçlarını ortaya koymaktadır.
Sn.Bakan sanırım 7-8 yıldır Tarım Bakanısınız ve çay sektöre çaykur ile beraber size bağlıdır.Henüz çay üreticisi için ve doğu Karadeniz tarım ekonomisi için ortaya koyduğunuz bir konsept görememekteyiz.
Döneminizde yıllarca üreticiden yükleme parası alınmasına ses çıkarmadınız.Yükleme parasını üreticiden aldığınız dönemlerde kurumu üretici ne kadar finanse etmiştir ?
Döneminizde yıllarca işçi ve memurlarımız maaşlarını bankadan alırken promosyon alamadı,Çaykur da bu paranın bankada kalmasından ve işlem görmesinden bir kaynak ,rant alamadığına göre siz buna ne dersiniz.Sn.Genel müdür 2011 den beri bu paraları ödemektedir.Eski genel müdürünüze sorunuz.Durum nedir ?Ne oldu?
Çaykur bayileri her yıl ortalama 100 000 çay satardı ,bu bayi şirketleri nereden çıktı ,Bayiler çaylarını % de kaç iskonto ile alıyorlardı,Bu şirketleri kim kurdurdu ,müdürlerini kimin bilgisinde atandı ve % kaç daha çaykur dan iskonto alarak çay satmaktadırlar.
Çok yüksek nitelikli organizasyonlarla her yıl son 5 gün nasıl oluyor da 25 000 tona varan çay satıyorlar.Bu çayları nerede paketliyorlar ki 5 günde satıyorlar.Bu satışlardan sonra ocak-şubat-mart ayında neden çay satamıyorlar. Son 5 günde %30 lara varan iskonto ile çay satarken 6 ay vade vererek ,KLDV sini tahsil etmeden yapılan bir satışın karşılığı satılan çaylar acaba oacak-şubat ayında üretilen ve sevk edilen çaylarmıdır.
Eğer bu çaylar mademki ocak-şubat ayında paketlenmiştir.Bu aylarda satılsaydı çaykurun geliri ne olurdu.
Sn.bakan döneminizde yapılan bu yüksek nitelikli organizasyonlar sonucu Sn.Başbakanımızn çay sektörüne ,çaykurumuna verdiği maddi desteklerin bu yanlış uygulamalarla buharlaştırıldığını göremedinizmi?
Sn.Bakanım 2003 kampanyasına girerken çaykurun borçları yoktu. 220 milyon TL nakdi destekle 300 milyonTL nakdi pare verilirken ,.stokta bulunan 80 000 ton civarında kuru çay sermaye olarak bırakılınca maliyet değeri üzerinden 350-400 milyon Tl kaynak kullanımı sağlandığı bilinmektedir.O halde Sn.Başbakanımız döneminde Çaykura 700 milyon Tl kadar bir kaynak sağlanmıştır.2010 sonu itibariyle bankalardan tekrar 300 milyona yakın kaynak kullanma zorunluluğu doğmuştur.
Bu sonuç AKP Hükümetinin,Rize Milletvekillerimizin ,AKP Doğu Karadeniz teşkilatlarının veya muhalif siyasilerin sebep olduğu sonuç değildir.
Başbakanımızın yönetim ve yönetenlerden beklediği sonuç bu değildir..Sizler elde ettiğiniz sonuçlarla başarısızlığın kaynak ve odağı konumundasınız.
2011 Seçimlerinde Değerli milletvekillerin üreticiye vaatleri ,kaliteli kuru çay üretimi ,iyi fiyat ,Çaykurun hızlı yaprak alımı,Özel sektörün düşük fiyat ile çay almasını engelleyecek yaprak alım sistemini çaykura uygulatmaktı.Zaten bu amaçlada Sn. Sütlüoğluna görev verilmiştir.
Şimdi gelinen sonuca bakalım.
Sn.Başbakanımız Rizede dev yatırımlara imza atıyor.Ayni gün fabrikalar yaprak almıyor,üretici ayakta.Pazar günü 5500 ton yaprak alınınca fabrikalar çok yüklenmiş Pazartesi günü yaprak alınmamış ve kontenjan uygulamasına geçmiştir.Bu uygulama sonucu Çaykurun kaliteli yaprak alım politikası  artık zora girmiştir.Yani kısaca Genel müdür ve Özellikle AKP milletvekilleri ve Sn.Başbakanımız dan üretici şikayet eder hale getirilmiştir.
Bu nun sebebi nedir?  Genel Müdürün altındaki kadronun iş üretme kabiliyeti ve çalışma şevklerini kaybetmiş olmaları ,yeteneksizlikleri ve halada daha çay sektörünü tanımamaları ve özellikle fabrikalardan gelen bilgilerin genel müdürden saklanması , genel müdürün verdiği emirleri uygulayamamalarından kaynaklanmaktadır.
Sonuç olarak şunu ifade etmem gerekmektedir.
Sn.Bakanım   Siz Çay sektörü konusunda başarısızsınız.Başbakanımızın tümiyi niyetlerini ,desteklerini ve çay sorununa samimi yaklaşımlarına eski genel müdürünüzle beraber zarar vermektesiniz.
Vereceğiniz Fiyat 125 Kuruşu geçmeyecektir.Ben sizin yerinizde olsam 40 bin ton çop üreten bir sektör yerien kaliteli yaprak üreten ,180 bin ton kuru çay üreten bir sektör yapar yaş çay fiyatlarını 175 kuruş   yapardım.Fakat siz bunu yapamazsınız.Çünkü 8 yıldır henüz sorunu ve çözüm yolarını bulamadınız ki ,sizden böyle bir uygulama bekleyelim.
SnBakanım , .Bakanımız H.Yazıcının ve Milletvekilleri Bayraktar ve Karalın samimi ve yoğun çabaları yanında ,onları dinlemeniz belki yaraları saracaktır.